İlker PAMUKÇU

3/6/2008 - Nazım Hikmet RAN

Nazım Hikmet Ran'ın Hayatı (1902 - 1963)
**** **** **** **** **** **** ****

USTADAN *ÖLÜM YILDÖNÜMÜ ANISINA *

1

Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.

Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.

Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yanı ağır bastığından.

1947



2

Diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız,
yani, beyaz masadan,
bir daha kalkmamak ihtimali de var.
Duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini
biz yine de güleceğiz anlatılan Bektaşi fıkrasına,
hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden,
yahut da sabırsızlıkla bekleyeceğiz
en son ajans haberlerini.

Diyelim ki, dövüşülmeye deşer bir şeyler için,
diyelim ki, cephedeyiz.
Daha orda ilk hücumda, daha o gün
yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün.
Tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu,
fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz
belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu.

Diyelim ki hapisteyiz,
yaşımız da elliye yakın,
daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının.
Yine de dışarıyla birlikte yaşayacağız,
insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgarıyla
yani, duvarın ardındaki dışarıyla.

Yani, nasıl ve nerede olursak olalım
hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak...

1948



3

Bu dünya soğuyacak,
yıldızların arasında bir yıldız,
hem de en ufacıklarından,
mavi kadifede bir yaldız zerresi yani,
yani bu koskocaman dünyamız.

Bu dünya soğuyacak günün birinde,
hatta bir buz yığını
yahut ölü bir bulut gibi de değil,
boş bir ceviz gibi yuvarlanacak
zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.

Şimdiden çekilecek acısı bunun,
duyulacak mahzunluğu şimdiden.
Böylesine sevilecek bu dünya
"Yaşadım" diyebilmen için...

Nazım HİKMET RAN...

yok Kişi Yorumlamış *** Sizde Yorumlayın *** Kalıcı Bağlantı


Image Hosted by ImageShack.us


27/5/2008 - Şiirsiz Gün Ölür

yok Kişi Yorumlamış *** Sizde Yorumlayın *** Kalıcı Bağlantı


Image Hosted by ImageShack.us


26/5/2008 - Sevişme Monologları

yok Kişi Yorumlamış *** Sizde Yorumlayın *** Kalıcı Bağlantı


Image Hosted by ImageShack.us


25/5/2008 - Meyilliyim Anamın Rahminden Tekrar Düşmeye*37.Ci Yaşıma*

 

“Her yaşıma  şiir yazamam ya birader”

 

Şimdi desem ki sana;

Say işte Zeynep Kamil’den,

Yani o eski Üsküdar’ın parke taşlı sokağından

Bin dokuz yüz yetmiş iki’den bu yana

Ama ağır

Adım adım

Yavaş,

Aheste!

 

Dinlemez koşarsın!

 

Hâlâ bebek gibi kokuyor ellerin desene

Kundaklamışlığıma bakmadan ıssızlığımı

Çalmamışsın ananın ak göğsünün kapısını

Dişlerin ısırmadı daha

Mama uzatılan kaşığı tutan parmağın yarısını

Desene !

 

Yalan olsa bile

Haydi!  n’olur dene

Aldırma büyüklerde ağlar

Görmüyor musun ?

Meyilliyim anamın rahminden tekrar düşmeye

 

Ah!  sessizliğimin sesi

Anlatmaya mecalsizim

Ki , sen biliyorsun en iyi

Ama ağır

Adım adım say

“Otuz yedi’de öleceğim, keza hesap belli”

Yavaş,

Aheste!

 

Parmaklarımın mürekkep karasına aldırma

Dolsa da hokka gözyaşlarımla

Kalemim kırılmaya dursa da

İlk saçlarımı yalancıktan olsun sen tara

 

Şimdi desem ki sana;

Sırf zevk olsun diye sallandırıyorum bu çağımı

Biteviye

Meyilliyim anamın rahminden tekrar düşmeye

Anla!

 

Ağır say

Adım adım

Yavaş

Aheste!

 

Karışmamalı gündüz geceye

Hatta ilişme şakak çizgilerime

Zira ben farkındayım

Cefa testeresinde biçiliyor ömür

Vade tamam olmadan bitmezde

 

Otuz altı’da dur!

Unutma hayata uzun bir mola vermişliğimi

Yıkılmıştı da üstüme zaman

Ve o an , işte o meşum an

Kopmuştu ya şah damarım boynumdan

Düşmüştü payitahtımın surları hani

 

İşte orada, tam orada hızlan

Canımı yakıyor çünkü

O yıl her yanım kan revan

 

Susacak mısın?

Susma!

Bebek kokuyor nasırlı ellerin

Daha bıyıkların bile terlemedi

Sakalına ve hatta şakağına kar yağmadı de

 

Yoruldun değil mi sende?

Olsun de işte de!

Ne çıkar sanki ?

Yalan olsa bile

N’olur dene

 

Ağır say

Adım adım

Yavaş

Aheste!

 

Aldırma büyüklerde ağlar

Görmüyor musun ?

Meyilliyim anamın rahminden tekrar düşmeye

 

İlker PAMUKÇU

***25 Mayıs 2008 İstanbul’da Doğum günü***

 

 

yok Kişi Yorumlamış *** Sizde Yorumlayın *** Kalıcı Bağlantı


Image Hosted by ImageShack.us


24/5/2008 - Gece Yine Şiire Gebe

 

 

Yakamoz olup yağacak satırlarıma acı
Yine şiire gebe gece
Ölüm var üstadım iç ceplerimde
Her dem sıcak, her dem başımın tacı

Kâh kan damlayan gözlerim
Kâh hüznü siyahtan sızan düşlerim ilişecek kâğıda
Mısralarım düğümlenecek susmalara
Dedim ya dostum;
Şiire gebe gece

Korkuyorum bazen
Ya sesini duyamazsam
Ya dokunamazsam tekrar gözlerine aşkın
Of dertli başım of!
Dedim ya dostum;
Gece yeni bir şiire gebe

Seyrüseferde gemiler
Kamer avuçlarımda ölü doğuyor
Uzun bir yolculuk öncesi düşüncelerim
Anlatamıyorum mirim, anlayamazsın!
Dilim cayır cayır yanıyor

Söndür ışıklarını ey köhne şehir
Söndür!
Yangınım yedi cihana denk
Yandığım  hece hece şiir

Yalnızlığın örtüsünü yırtamadı ellerim
Kırık dökük kelimeler paslı zihnimde
Neden gitmezler?
Ah! Bir bilebilsem…

Susuyorum kendi benliğime
Hem kalem eylemez derdimi âyan
Dedim ya dost;
Gece yeni bir şiire gebe

İlişme yorgun ellerime
Çok seçenek kalmadı bak
Hayat oyununda bu son lotarya
Dedim ya dost;
Gece şiire gebe
Bu son arya

Güldüğüme bakma sen
Öğrendim öğreneli erkekçe ağlamayı
Gözlerim benim değil

Delilik zor iş dostum
Serde şairlik var ya
Doğum ölüm arası an gibi
Boşuna yaşamak tende zehir

Dedim ya dostum ;
Şaşırma !
Aldırma da lakırdılarıma
Şimdi bana gök kubbe billur nehir

Az sonra gideceğim
Ölmeden defnedilmiş bir sevdanın sızısı yüreğimde
İki kadeh rakıya tav olmadan hüznüm
Sevda pınarlarından aşk içme ümidiyle

Gözlerim, ah gözlerim!
Renginizi geri veremem size
Velev ki; bir yolunu buldum
Hasret gelir mi dize?

Halime gülen yüzleri öpüyorum her sabah
Nur oluyor alınlarında esrik buse
Kanatlarına asılıyorum yitik düşlerin
Sakalını sıvazlıyorum köprü altı çocukluğumun

Of dostum of!
Dedim ya;
Dokunma bana bu gece

Kaç zaman kelâmsızdım oysa
Tam da sırası yeniden ölmenin
Hem ardımda sayfalarca kalabalık
Saf tutmuş beklemekte

Hadi git dostum,
Şimdi git!
Rahat bırak beni
Yakamoz toplayacak gözlerim
Ve dökecek içimdeki engin denize

Dedim ya dost;
Anla halimden
Gece yeni bir şiire gebe.

İlker PAMUKÇU
23/05/2008

yok Kişi Yorumlamış *** Sizde Yorumlayın *** Kalıcı Bağlantı


Image Hosted by ImageShack.us







***NAAŞ *** Orada öylece duruyordum
Önümden geçti naaş
Oysa hayaller kuruyordum
Yalınayak, çıplakbaş
Gittin!
Şimdi çok geç
Ardınsıra bir kalabalık bir telâş
İlker PAMUKÇU/07



Son Yazılarım

Ah Melisa! ( Tutunup Kanadına... )
Aşk Bazen
Yazıyorrr...! Yazıyor...!
Yalnız Değilsin
*Pamuk şekeri* Kâğıt helva *Dondurma*
Nazım Hikmet RAN
Şiirsiz Gün Ölür
Sevişme Monologları
Meyilliyim Anamın Rahminden Tekrar Düşmeye*37.Ci Yaşıma*
Gece Yine Şiire Gebe
19 MAYIS 2008
Yoluma Işık Veren (Aşkıma)
Her İnsan Biraz Yalnızdır Hayatta
Zindandan Yâre Mektuplar-I-
Git Başımdan Çocuk Ellerim Yok Benim
Yoksun Ya
Sükût
23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramı
Hayat Zorlama Beni!
Lâl (Zemheri)
Mavidir Umudun Rengi
Sanatoryum Gülleri -II
Yanık Güfter-II (Notalar Ud'umun Telinde Ağlar)
Dünya Şiir Günü
Hazin Şiirler Biriktiriyorum Sana Dair

<%RecentEntryTitle%>



***Suretimden Kazınmalı Acılar***

Zil çalarken etekleri acılarımın
Doğma,istemem sabahıma dur!
Bilmez misin? derinde közleri durur
Dinmemiş o melun sancılarımın

Çek gölgeni üstümden güneş
Çoraklıktan çatlarken dudaklarım
Dokunma! perçemimi kendim tararım
Solgunluğum en beter karanlığa eş

Dört duvar edasında çevredeki sis
Takvimde ununtulmuş yaprakken yürek
Günden güne büyürken içimdeki cenk
Açmaya özenir sessiz bir nergis

Dilimde güftesi yarım bir beste
İliklerime kadar işliyor rüzgâr
Derdim çok,derdim ummanlar kadar
Artarak yol alıyor sancı tenimde

Mimlerken aklım, tek celselik davalarını
İhtimaldir; yeniden yağmalanır gün
Tekrar yeşermeyi özlerken sürgün
Tırnak tırnak kazımalıyım acılarımı

İşte; o gün gelecek özlenen bahar
Sıyrılıp, düşecek yüzümden hüznüm
Işığa kavuşacak tek tek gömdüğüm
Gönlümün izbe kuytularında kalmış duygular.
İlker PAMUKÇU 02/12/2007 İstanbul.


Bağlantılar

ANASAYFA
HAKKIMDA
ŞİİR ARŞİVİM(733,şiir)
DOSTLAR
ilkerpamukcu@hotmail.com

*İLKER PAMUKÇU*
*MAHŞER-İ CÜMBÜŞ*


Arkadaşlarım

zeze
hussoloji
nurulusoy
derin
nurdane diken
bibis
raciegi
masal
tutuklanandestanlar
ozii
dungeon dungeon
tekeli
yorgunasker13
kleopatra81
blogekle
nergizcankul
neslinursema
laleninbahcesi
hurricanee
nilce
serkanengin
sengidince
neslinursema2
neslinursema3
mavioda
uzlet
fuadyusufoglu
thelosthighway
dusbahcesi
arifkaratas
yaniksevda
kubradener
deron
nisaba
karsinojen
senidilendim
gizlibahcemdeyim
gozlerindesakla
cazibelibocek
yagmurtuana
gizem09
fatoscb
sevgi penceresi
HASAN YILMAZ
istanbullu54
romantikmeyhane
ilys
bulaniksu
menayza
yenilenmek
kitabooku
nursalkimi
ruhumdaninciler
gulsumlorin
simsiyahyinehertaraf
edebiebedi
gifdunyasi
sivist
kirmizikaranfil
asiyizbiz
meltemkaya
saclariniz
busecegunler
philton
turkceyasam
farenjitnedir
teknikpcdersleri
dergahli
kesintisizguckaynagi
gonulsofrasi
baldenizi
beyonceresimleri
reflu
benimkendidunyam
halejim



<%FriendUsername%>




Web Counter